İçeriğe geç

Dumuzi nasıl öldü ?

Dumuzi Nasıl Öldü? İzmir’den Mizahi Bir Mitoloji Yolculuğu

Geceyarısı İzmir’in Kordonu’nda yürürken aklıma geldi: “Dumuzi nasıl öldü?” Dedim ki kendime, hadi bunu arkadaş ortamında esprili bir dille anlatayım, hem bir yandan düşünürken hem gülümseteyim. Çünkü benim hayatım böyle: arkadaşlara espri yaparken, içten içe her şeyi fazlasıyla sorgulayan bir kafa. İşte bu yazıda tam olarak bunu yapacağız.

Mitolojiye Giriş: Kısa Bir Hatırlatma

Dumuzi, Mezopotamya mitolojisinde bereket tanrısı olarak bilinir. Ama işin komik tarafı şu ki, bir bereket tanrısı nasıl oluyor da öldürülebiliyor? Bence Dumuzi’nin de kafasında şöyle bir düşünce vardı: “Ben mi öleceğim? Ama daha bahçedeki marullar sulanmadı!”

Arkadaşlarım hep sorar: “Abi sen hep mitoloji mi okuyorsun, neden bu kadar meraklısın?” Ben de hep aynı cevabı veririm: “Ya hayat zaten yeterince dramatik, biraz mitolojiyle dramatikliği artırmak lazım.”

Dumuzi Nasıl Öldü? Mitolojik Versiyon

Efsaneye göre Dumuzi, karısı Inanna’nın yeraltı dünyasına gitmesiyle ilgili bir serüvene karışır. Inanna yeraltına indiğinde Dumuzi yerine geçecek birini bırakmak zorundadır. Ama Dumuzi biraz saf, biraz şanssız bir karakter. Tam şöyle düşünün: iş arkadaşınız size “Sen ofiste bizim yerine git” diyor ve siz de “Tabii, neden olmasın” diyorsunuz ama aslında ofisteki iş değil yeraltı dünyasına gitmek. İşte Dumuzi’nin başına gelen tam da bu: yeraltına gönderiliyor ve orada trajik bir şekilde ölüyor.

İzmir’de arkadaşlarla buluştuğumuzda ben bunu anlatırken, Cem dedi ki:

— “Abi bu Dumuzi’yi ben gibi düşün, hep işin ortasında kalıyor!”

Ben de içimden geçirdim: “Evet dostum, aynı ben gibi… Sadece kahve yerine yeraltı dünyasına gönderiliyor.”

Gündelik Hayatta Dumuzi’nin Ölümü

Şimdi bunu İzmir sokaklarına uyarlayalım. Geçen hafta Alsancak’ta kahve içerken bir an geldi ve düşündüm: Dumuzi nasıl öldü? Tam o sırada garson geldi, siparişimizi yanlış getirdi. Ben içimden dedim ki: “Vay be, Dumuzi’nin hayatı da benim kahveme yapılan yanlış sipariş kadar trajik olabilir.”

Gülmekten kahve neredeyse burnumdan çıkacakken, arkadaşım Ege sordu:

— “Abi şimdi Dumuzi’ye acımalı mıyız yoksa gülmeli miyiz?”

Ben de cevap verdim: “Arkadaş, hayat zaten öyle bir şey; bir yandan üzülüyorsun, bir yandan kahveni dökmemek için uğraşıyorsun.”

Yani Dumuzi’nin ölümü sadece mitolojik değil, bir yandan da hayatın absürt komedisi gibi. İzmir’de tramvay beklerken, otobüs geç gelince içimden “Dumuzi şimdi burada olsaydı kesin yeraltına gitmeyi unuturdu” diye geçiriyorum.

Kendi İç Sesim ve Dumuzi

Bazen geceleri kendi iç sesimle konuşuyorum. Mesela geçen akşam dedim ki: “Tamam, bu yazıyı yazarken Dumuzi nasıl öldü meselesini mizahla birleştirebilirim.” İç sesim hemen müdahale etti: “Ya ama sen sürekli espri yaparken ciddi de düşünüyorsun, bu dengeyi kaybetme.” Haklı. Çünkü Dumuzi’nin ölümü, hem trajik hem de düşündürücü; bunu sadece güldürerek geçiştirmek olmaz.

İzmir’de, Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde yürürken hep hayal ediyorum: Dumuzi bir kafede oturuyor, yanında latte’si var ve diyor ki:

— “Bütün bu ölüm işini biraz bekletebilir miyiz? Bugün yeni bir podcast dinlemek istiyorum.”

Ben de gülüyorum, çünkü işte tam olarak benim kafamın aynası: trajedi ile komediyi birleştirmek.

Arkadaş Ortamında Dumuzi Hikâyeleri

Geçen hafta bir akşamüstü arkadaşlarla Çeşme yolundayken tartıştık: “Dumuzi nasıl öldü?” tartışması tam bir komediye dönüştü. Herkes kendi versiyonunu anlattı:

Ali dedi ki: “Bence Dumuzi ofiste fazla mesaiye kaldı, sonunda dayanamadı.”

Merve: “Hayır, kesin kafede yanlış kahve siparişi verildi ve kalp krizi geçirdi.”

Ben de araya girdim: “Arkadaşlar, doğru cevap şu: Dumuzi bir yandan bereket dağıtıyor, bir yandan yanlış zamanda yanlış yerdeydi. Hayat da öyle değil mi zaten?”

Arkadaşlarım kahkahaya boğuldu, ben ise kendi içimde düşündüm: gerçekten de hayat bazen Dumuzi’nin trajik mizahı gibi.

Sonuç Olarak: Dumuzi Nasıl Öldü?

Dumuzi’nin ölümü hem mitolojik hem de bir bakıma mizahi bir ders. Saflığı ve şanssızlığı, arkadaş ortamındaki absürt durumlarla birleşince, onun ölümü bize hem düşündürüyor hem gülümsetiyor. İzmir sokaklarında kahve içerken, tramvay beklerken ya da arkadaşlarla şakalaşırken, Dumuzi’yi aklıma getirdiğimde hep aynı şeyi fark ediyorum: trajedi ve mizah yan yana yürüyebilir.

Öyleyse, Dumuzi nasıl öldü? Efsaneye göre yeraltı dünyasında, arkadaş ortamındaki versiyona göre yanlış kahve siparişiyle, kendi içimde ise hem düşündüğüm hem güldüğüm bir metaforla. Sonuçta hayat kısa, kahve sıcak ve arkadaşlarınız yanınızdaysa, Dumuzi’nin hikâyesini hem gülerek hem de düşünerek hatırlayabilirsiniz.

Küçük İpuçları

Mitoloji okurken kendinizi fazla ciddiye almayın; bazen bir kahkaha, bin sayfadan daha öğretici olabilir.

Arkadaşlarla tartışın, farklı versiyonlar yaratın; mizah, mitolojiye hayat verir.

Kendi iç sesinizi dinleyin; bazen trajik hikâyeler, komik iç monologlarla daha anlamlı hale gelir.

İşte Dumuzi, İzmir ve ben… Hep birlikte hem güldük hem düşündük, ve evet, hayatın küçük trajikomik anlarıyla daha güzel hâle geliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet güncel giriş adresivdcasino girişbetexper girişTürkçe Forum